21 Nisan 2009 Salı

Arap mı Afrikalı mı? Kim bilir... Sudan..


SUDAN CUMHURİYETİ

Başkent: Hartum

En büyük şehir: Omdurman

Hükümet: Parlamenter Cumhuriyet

Devlet başkanı: Ömer Hasan El-beşir

Bağımsızlık: 1956

Yüzölçümü: 2 505 813 km2

Nüfus: 36 992 490 (2006)

Para birimi: sudan poundu

Yönetim: Ülke yönetimi 1989 darbesinden bu yana ordunun elindedir. Ancak bakanların çoğu sivildir. Askeri darbeyle iş başına gelen devlet başkanı aynı zamanda hükümetin başkanıdır. 304 üyeli bir parlamentosu vardır. 1991'in başından itibaren İslâm kanunlarının tedrici olarak uygulamaya geçirilmesi kararlaştırıldı. Bu karar doğrultusunda İslâm kanunları büyük ölçüde uygulamaya geçirildi. Sudan, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği, Afrika Birliği Örgütü, Afrika Antiller ve Pasifik Sözleşmesi, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir. Ancak tavsiye kararlarını uygulamaya koymadığı gerekçesiyle IMF üyeliği 1993'te askıya alındı.

Eğitim: Sudan'da ilk öğretim parasız ve mecburidir. İlkokul altı yaşında başlar ve altı yıl sürer. Ortaokul ve lise üçer yıldır. Ülkede 8550 ilkokul, meslek okulları da dahil olmak üzere 5600 orta öğretim kurumu bulunmaktadır. Sudan'ın beş üniversitesi vardır. Bunlardan üçü başkent çevresindedir. (Biri Hartum'da, biri Umderman'da, biri de Cezire'de ki bu üç şehir bugün birleşmiş durumdadır.) Ayrıca 20 yüksekokulu bulunmaktadır. Bütün resmi okullarda eğitim dili Arapça'dır. Yüksek öğrenim çağındaki gençlerden üniversiteye kayıt yaptıranların oranı % 2'dir. Okuma yazma bilenlerin oranı da % 27'dir. Resmi okulların yanı sıra dini eğitim veren fahri eğitim kurumları da bulunmaktadır.

Sağlık: Sudan'da 200 hastane, 2650 doktor mevcuttur ve 9434 kişiye bir doktor düşmektedir.

Tarihi kaynaklarda Sudan denirken kastedilen alan bugünkü Sudan'ın topraklarından çok geniş bir alandır. Araplar Afrika'ya girdikten sonra zencilerin yaşadığı ve Kızıl Deniz kıyılarından başlayarak Batı Afrika'ya kadar uzanan geniş bir alana Biladu's-Sudan (Siyahlar Ülkesi) adını vermişlerdi. Daha sonra "Bilad" kelimesi atılarak bu bölgeye sadece Sudan denmiştir. Bugünkü Sudan ise, Doğu Sudan denirken kastedilen bölgedir. Mısır'ın 639'da Amr bin el-As (r.a.) tarafından fethedilmesinden sonra bu ülkeye yerleşen Müslümanlar kısa süre sonra ticaret için Sudan pazarlarına gitmeye başladılar. Sudanlılar da İslâm'ı ilk olarak bu tüccarlar sayesinde tanıdılar.
Sudan, 2,5 milyon metrekarelik yüzölçümüyle, Afrika kıtasının en büyük ülkesidir. Kuzeyde Mısır’a, Doğuda Kızıldeniz, Eritre ve Etiyopya’ya, Güneyde Uganda, Kenya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, Batıda Libya ve Çad’a komşudur. Kalkınmamış ülkeler arasında yer alan Sudan, son zamanlarda bulunan zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla, Afrika’nın en zengin ve en gelişmiş ülkesi olmaya aday bir ülke olarak gösteriliyor. Karayolları ağından yoksun olan ülkenin ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanır. Beyaz Nil ile Mavi Nil’in birleştiği Orta Sudan ile Al Jazzira bölgesinin verimli arazileri tarih boyunca tarım, ticaret ve yerleşim alanlarının en yoğun merkezleri olmuşlardır. Nüfusunun %32’si şehirlerde, %68’i kırsal kesimlerde ve %7’si göçebe bir hayat sürdürmektedir. Yaklaşık 39 milyon olan nüfusu farklı din, dil ve etnik gruptan oluşur.
Sudan’ın Kuzeyinde yoğunlaşan Müslümanlar toplam nüfusun %70’ini; Güneydeki Afrika kökenli geleneksel dinlere inananlar %25’işini; yine Güneyde yer alan Hristiyanlar da kalan %5'i oluşturur. Sünni olan Müslüman nüfus arasında tarikat mensubiyeti oldukça yaygındır. Sudanlı din âlimleri tarafından kurulmuş bu tarikatlara bağlılık kabile bağından daha güçlü ve politik olarak da daha etkili olmuştur. Sonuç olarak, çok kültürlü bir yapıya sahip görünse de, İslam-Afrika-Arap kültürü Sudan milli kimliğini belirleyen en önemli faktörlerdir.
Sudan’da yaklaşık 570 kabile ve 595 farklı dil bulunmakla beraber, son dönemlerde yapılan araştırmalar ile yeni bir sınıflandırmaya gidilmiş, ülke nüfusu 57 etnik gruba ayrılmıştır. Sudan’ın resmi dili Arapça olup, Sudan nüfusunun yarısı Arapçayı ana dil olarak kalan yarısı da, Arapçanın yanı sıra, kendi aralarında Afrika kökenli yerel dilleri konuşurlar.
GÜNEY SUDAN SORUNU
Güney Sudan sorunu Darfur’dan farklı olarak ele alınması gereken ve tarihi daha eskilere dayanan bir sorundur. Darfur ise Sudan'ın batısında bulunan ayrı bir sorun merkezidir. Buradaki sorunun kaynağı 20. yüzyılın ortalarına ve hatta daha da gerilere kadar gitmektedir. Merkezi Sudan hükümeti ile güneyde bulunan Hıristiyan unsurlar arasında uzun yıllar süren çatışmalardan sonra nihayet 2003’te barış sürecine girilmiştir. Ancak sorunun tamamen bittiğini söylemek için henüz çok erkendir.

DARFUR
Sudan’ın Batısına düşen Darfur’un yüz ölçümü yaklaşık 250.000 km²dir. Farklı etnik gruplar ve kabilelerden oluşan Darfur’un toplam nüfusu 6 milyondur. Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti’yle komşudur. 1994’ten beri bölge Kuzey, Güney ve Batı eyaletleri olarak üç idari birime ayrılmıştır. Her eyaletin başında, Hartum’daki merkezi hükümet tarafından atanan ve yerel idarelerce desteklenen Valiler bulunur. Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala, Batı Darfur’un Geneina, Kuzey Darfur’un başkenti ise El- Fashir’dir. Bölge nüfusunun çoğunluğu köylerde yaşar. Ekonomisi ise tarım ve hayvancılığa dayanır.
Kuzey, Güney ve Batı eyaletleriyle oldukça çeşitli bir etnik ve kültürel yapıya sahiptir. Kabaca bir genellemeyle Araplar ve Siyah Afrikalılar olarak iki etnik gruba ayrılır. Bazı kabileler kendi geleneksel ana dillerini konuşsa da halk arasında konuşulan yaygın ve ortak dil Arapçadır. Müslüman Afrikalı kabilelerinin en önde gelenleri Fur, Massaleit, Zaghawa, Salaamat, Meidobe ve Bertiler’dir. Diğer yandan Baggara, Rezeigat, Zayadia, Maaliya ve Beni Halba, Arap kabileleridir. Neredeyse tamamı Müslüman olan etnik gruplar arasında yapılan evlilikler ve bölgedeki göçlerden dolayı sınırlar oldukça belirsizleşmiştir. Örneğin, Zaghawa kabilesi Batı Darfur, Kuzey Darfur ve Çad sınır bölgelerinde nüfus ve nüfuzuyla baskın bir kabiledir. Furlar Batı Darfur’un Jebel Marrah bölgesinde, Kuzeyle Güney Darfur’un buluştuğu bölgede yaşarlar. Dar-fur, Furların vatanı anlamına gelir ki diğer kabileler de yaşadıkları bölgeleri aynı –dar- ismiyle tanımlarlar, Dar-Massaleit, Dar-Zagawa vs.
Darfur Krizinin Siyasi Sebepleri
Bağımsızlık öncesi ve sonrası merkez hükümetlerde Kuzey Sudanlı Arapların baskın olması, Sudan’da siyasi istikrarsızlığın en önemli nedenlerinden biri sayılır. Politik olarak dışlanmış olduklarını ve yeterince temsil edilmediklerini düşünen Arap olmayan çevre, Arap-merkezli yönetime karşı fırsat buldukça başkaldırmıştır. Bunun yanı sıra, 1971’de geleneksel kabile yapısını ortadan kaldırma politikaları ile 1994’de sunulan ve Darfur’u üç idari birime ayıran yasa, bölgenin merkeze karşı ayaklanmasının nedenleri arasında yer alır.
1940’larda, İngiliz yetkililer daha çok Kuzeyli Arap ilmiye sınıfından etkilenmişlerdi. İdari görevlere de bu okumuş tahsilli sınıf getirilmişti. Sudan’ı bağımsızlığa hazırlayan İngilizler, devletin idari ve yönetim kadrolarında doğacak boşluğu aynı şekilde bu tahsilli Araplarla dolduracaktı. Bağımsızlık sürecinin öncesi ve sonrasında Müslüman-Arap milli kimliğinin öne çıkmasında Kuzeyli Arap elit sınıfının rolü önemlidir. Diğer yandan, Arap olmayan çevre bölgeler, idari ve askeri görevlerden de uzak kaldılar. Okur-yazar oranının hala düşük olduğu bu çevre bölgeler, Darfur dâhil, devletin merkezi yönetiminde etkili olamadılar. Bağımsızlığından beri sivil yönetimlerden ziyade askeri yönetimlerin başta olduğu Sudan’da halkın, özellikle de çevre bölgelerinin, merkez yönetimden ne kadar uzak ve kopuk olduğu tahmin edilebilir.
Merkezi hükümetlerin Darfur’a yönelik politikalarının günümüzde yaşanan çatışmalara zemin hazırladığı ve neden olduğu söylenebilir. Örneğin, 1971’de geleneksel kabile idaresini ortadan kaldırma ve kabile liderlerinin gücünü kırmaya yönelik Numeyri’nin çıkardığı yasa, sonraları kabileler arasında rekabet ve çatışmaya neden oldu. Geleneksel idari yetkileri elinden alınan kabile ve liderler, yeni yasayla kurulan İl Yerel Yönetimlerinde bir yarışa girdiler. Yerel, hatta merkezi yönetime temsilci gönderen kabileler, Hartum’un da taraf tutmasıyla birbirlerinden iyice uzaklaştılar. 1994 yılında Darfur’un üç idari birime ayrılması, bölgede çatışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Merkezi hükümetin bölgedeki Arap kabilelerini desteklemesi, Afrikalı kabileleri birbirlerine yaklaştırırken, Arap kabilelerini de Afrikalılardan uzaklaştırdı.
Sonuç olarak, politik dışlanmışlık merkezi hükümetlere karşı silahlı ya da silahsız mücadele veren hareket ve örgütlerin altını çizerek gerekçe gösterdikleri sebeplerin başında yer alır.
2000 ve 2004 yıllarında elden ele dolaşan yasaklı I. ve II. “Kara Kitap” fotokopileri Sudan’da bölgeler arası siyasi ve ekonomik dışlanmışlık ve dengesizlikleri ağır bir dille eleştirerek, Darfur çatışmasına da fikri bir zemin hazırlamış oluyordu. Merkezi yönetime muhalif yazarlar ve siyasetçiler tarafından kaleme alınan “Kara Kitap”, istatiksel veriler kullanarak bu adaletsiz güç ve servet dağılımını eleştiriyordu. Sudan’ın, %5’lik Kuzeyli elit sınıfı tarafından yönetildiği, devlet başkanlarının, başbakanlarının, bakanlarının, yüksek rütbeli askerlerinin ve banka memurlarının Kuzey bölgesinden seçildiği gerçeğini duyuruyordu. “Kara Kitap”, ülkenin Batı bölgesinde çıkartılan petrolün gelirlerinin merkezi hükümete aktığı, çevre bölgelerinin ihmal edildiğini iddia ediyordu. Sivil tartışmayla başlayan günümüz Darfur krizi, en nihayetinde, silahlı bir çatışmaya dönüştü. Çatışmalar da insani krizin boyutu sorununu uluslararası platforma taşıdı.
Verimli topraklar, su ve otlaklıklar gibi doğal kaynaklar üzerinde kabileler arası geleneksel çatışmaların Darfur bölgesinde sık sık yaşandığı bilinen bir gerçektir. Diğer bir gerçek de, çatışmaların etnik bir yönünün olmamasıydı. Kabile çıkarlarını koruma amaçlı bu çatışmalar aynı etnik gruba mensup kabileler arasında da yaşanabiliyordu. En önemlisi, çatışmaların Hartum’un arabuluculuğu ve tarafların görüşme masasına oturmasıyla sona ermesiydi.
Geleneksel olarak tanımlanan bu kabilelerarası çatışmaların, 1987–89 Fur-Arap ve 1995 Massaleit-Arap çatışmalarıyla giderek etnik bir boyut kazandığı ve etnik unsurun ön plana çıktığı görülür. Etnik unsurun 1970’lerde Numeiri’nin Nasırcı Araplaştırma politikaları ile 1994 yılında merkezi yönetimin bölgeyi üç ayrı eyalete ayırmasına bir tepki olarak doğduğu söylenebilir. Darfur bölgesinde geleneksel çatışmaların etnik boyut kazınmasıyla şiddetin arttığı ve giderek insani felaketlere yol açtığı görülür. 2000’li yıllara gelindiğinde, merkezi hükümetin kabilelerarası uzlaşmayı sağlamada başarısız kalması, hatta taraf tutması, çatışmanın yönünü ve taraflarını da değiştirdi. Arap-merkezli yönetimin Arap olmayan çevreye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yaptığı ve bölgenin siyasi ve ekonomik olarak dışlandığını iddia eden Müslüman Afrikalı kabileler merkezi hükümeti karşılarına aldı.

İnsani Durum
İsyancı grupların sunduğu verilere göre, çatışmanın başladığı tarihten bu güne kadar, hükümet güçleri ve Cancevid milislerinin 200.000’den fazla sivil insanı öldürdüğü, 3200 köyü yaktığı ve 2 milyondan fazla insanı yelerinden ettiği iddia ediliyor. Yine JEM’in iddialarına göre, özellikle Cancevid milislerinin Afrikalıları hedef aldığını, köylerini yaktığı, mallarını yağmaladığı ve hayvanlarına el koyduğu belirtildi. 2003 Temmuz ayında, Tawilah’da, 120 kadına tecavüz edildiği bu iddialar arasında. Kısacası, isyancı gruplar Darfur’da yaşananların etnik bir soykırım olduğunu savunuyorlar.
Diğer yandan hükümet yetkilileri bu iddiaların asılsız olduğunu ve rakamların abartıldığı şeklinde bir açıklama yaptı. Özellikle sivillere yönelik şiddet ve tecavüz olayları konusunda, söz konusu olayların kontrolden çıkmış bazı gruplar tarafından işlenmiş olabileceği ifadesi kullanıldı.
Darfur’da silahlı çatışmaların en yoğun olduğu 2003 yılında, köylerin yakılması, şiddet olaylarının artması ve neticede güvenliğin ortadan kalması, bölgede yaşayan halkı toplu göçe zorladı. 2004 yılına gelindiğinde, Darfur toplam nüfusunun 3/1’i, 2,7 milyon, bu çatışmalardan etkilenmiş, bunun 1,6 milyonu kamplarda yaşamaya başlamıştı.
Yine ulaşılan bilgilere göre, Darfur bölgesinde 101 mülteci kampı kurulmuştur. 22’si Kuzey Darfur’da, 42’si Güney Darfur’da ve 37’si Batı Darfur’da yer alan bu kamplarda yaklaşık 1,5 milyon insan barınmakta. Bu kamplara ek olarak, Darfur-Çad sınırında da 11 kampın kurulduğu ve yaklaşık 200.000 mülteciyi barındırdığı tahmin ediliyor. Darfur bölgesinde, 70.000 mülteci barındıran kamplar olduğu gibi birkaç bin mülteciden oluşan kamplar da bulunmaktadır.
Sonuç olarak, 2009 yılına gelindiğinde, çatışmalardan etkilenen toplum nüfus sayısı 4,2 milyon olarak tahmin edilirken, bunun 2,4 milyonunun mülteci kamplarında yaşadığı belirtiliyor. BM’nin insan hakları yetkilisine göre son beş yılda 300 bin insan hayatını kaybetmiştir. 2,5 milyon kişi evlerinden ayrılmak ve hayatlarını mülteci olarak yaşamaya devam etmek zorunda kaldı.
Sayı ne olursa olsun olayların büyük bir insani felakete dönüştüğüne kuşku yok. Ancak söz konusu kayıpların üstü örtülü biçimde tarafların işine geldiğini söylemek de mümkün. Batılılar ve isyancı gruplar, bu kayıpları Sudan üzerindeki baskılarını artırmak için fırsata dönüştürürken, Sudan yönetimi de diğer eyaletlere gözdağı olduğuna inanmaktadır. Böylece kayıplar sebebiyle Sudan üzerindeki uluslararası baskılar giderek yoğunlaşırken, oluşan ortam, değişik ülkelerin farklı gayelerle söz konusu sorunu kullanmalarına uygun zemin oluşturmaktadır.
Petrolün Hayati Önemi Var

Sudan ekonomisinde ekonomisinde petrolün hayati bir önemi var. Bu hayati önemden dolayı petrol fiyatlarının düşmesi en fazla Sudan'ı olumsuz etkilemiş durumda. Bütçe gelirlerini de tamamen petrol gelirine göre ayarlayan merkezi hükümetin bütçesi, bu düşüşten dolayı ciddi açık vermeye başlamış. Ülkedeki resmi verilere göre işsizlik oranı yüzde 20'lerde. Ancak istikrarlı bir veri incelemesi yapılmadığı için gerçek işsizlerin bu oranın çok üstünde olduğuna dikkat çekiliyor. Enflasyon göstergeleri neredeyse Türkiye ile aynı. Paralarını değerlendirmek için 3 yıl önce bizdeki kadar olmasa da 3 sıfır atmışlar. Dünyadaki ekonomik krizden ise bihaberler. Borsanın bulunmaması bu insanları dünyada yaşanan çöküşten bihaber yaparken paralarındaki yüzde 25'e varan değer kaybının da nedenini bilmiyorlar.
Sudan gelecek vaat eden bir görüntü sergiliyor
Güneydeki iç çatışmasının sona ermesiyle birlikte merkezi hükümet ülkenin kalkınması için bazı önemli yatırımları da harekete geçirmiş. Özellikle Başkent Hartum'da yükselen yeni binalar ile Nil kıyısındaki otel ve iş merkezleri bunu gösteriyor. Sudan gelecek vaat eden bir görüntü sergiliyor. Bunu da en iyi gören Çin olmuş. Sudan'daki başta petrol ve enerji olmak üzere büyük yatırımların neredeyse tamamı Çinliler tarafından yapılıyor. Bu yatırımların bir yansıması olarak Başkent Hartum'un cadde ve sokaklarında, alış veriş merkezlerinde Sudanlılar kadar Çinliyle karşılaşırsınız.Türk işadamlarının da Sudan'da yatırımları var.Bu yatırımlar ağırlıklı olarak inşaat sektöründe.

SAĞLIK PROBLEMLERİ

Afrika’nın en büyük sağlık problemle¬rinden biri olan çocuk felci Sudan’da önemli çalışmalar sonucu çok az bir sayıya indirildi. Dünya Sağlık Örgütünden yapılan açıklamaya göre çocuk felcine karşı uygu¬lanan aşı kampanyalarının dikkatli bir şe¬kilde uygulanmaya devam etmesi gerek-mektedir. BM’nin insani yardımlarının arasında önemli bir yer tutan diğer konu ise menenjit ve kuş gribinin önüne geçmek için kullanılan ilaçlar. Yapılan açıklamaya göre mevcut durumda yaklaşık 294bin kişi bu hastalıklardan etkilenmiş durumdadır.(DSÖ'nün son raporunda hastalık tekrar yayılmaya başlamıştır)

DAÖ’nün raporlarına göre Sudan’da
-2006'da 600 kişi koleradan öldü
Kalabalık halde yaşayan bu insanlar arasında kötü yaşam koşullarından kaynaklanan menenjit,kolera gibi salgınlar olduğu belirtiliyor.
-2009 mart ayının ilk haftası sudan’ın güneyineki Varap eyaletinde menenjit salgınından binden fazla kişi öldü
-2007 raporuna göre o yıl Rift Vadisi Humması salgınından 84 kişi ölmüştür
-Sıtma,malarya yaygın AIDS ise yayılan hastalıklardan

SUDAN'DA TÜRK YARDIM KURULUŞLARININ FAALİYETLERİ

İHH, Sudan'ın başkenti Hartum'daki Türk Göz Hastanesi'nde katarakt ameliyatlarına devam ediyor. Sudan'ın değişik bölgelerinden gelen katarakt hastaları, bu hastanede doktorlar tarafından ücretsiz ameliyat edilerek ışığa kavuşturuluyor.Yetimler üzerine projesi var ve su kuyusu açmaya devam ediyor.

CANSUYU Afrika'ya yönelik sürdürdüğü proje kapsamında 20 kurak bölgeyi daha suya kavuşturdu.Susuzluk ve kuraklık nedeniyle ölümlerin yaşandığı bölgelerde Cansuyu'nun açtığı su kuyuları ile bölge halkı içme suyu ihtiyacını sağlıklı kaynaklardan sağlayacak.

KİMSE YOK MU derneğinin Darfur bölgesinde katarakt ve kasaba projeleri var.Darfur Nyala'ya 22 kilometre uzaklıktaki bir bölgeye Orhaniye isimli bir Türk kasabası kuruyor. İç savaşlardan dolayı yıllarca kamplarda yaşamak zorunda kalan halk kasaba tamamlandıktan sonra Orhaniye kasabasında yaşamaya devam edecek. Kasaba 600 hane, karakol binası, okul, sağlık ocağı, cami, su depoları, çeşmeler, değirmenler, modern pazar yeri, tarım kooperatifi binası, , halk eğitim merkezleri binasından oluşuyor.Katarakt ameliyatları devam ediyor.

YERYÜZÜ DOKTORLARI Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan'da Katarakt ameliyatları gerçekleştirdi, projeleri devam ediyor..


Genç YYD adına hazırlayan, Ecz. Ayşe Yurtseven.

12 Nisan 2009 Pazar

Genç YYD Mail Grubu, hala katılmadınız mı?

Merhabalar,

Sayın Okuyucu,
Öncelikle http://groups.google.com.tr/group/gencyeryuzudoktorlari linkinden grubun sayfasına ulaşabilirsiniz.
Genç YYD, Proje yaptığımız veya yapmayı planladığımız yerler hakkında bilgi toplayıp, sentezleyip bunları diğer gönüllülere sunacak, YYD'nin tanıtım faaliyetlerinde görev alacak, Web hizmetlerinde yardım edecek, Ar-Ge çalışmalarında proje sunacak gönüllülerden oluşuyor.
Gönüllülük esas olduğu için, sizler ne kadar, ne şekilde katkıda bulunmak isterseniz o kadar ve o şekilde faaliyette bulunabilirsiniz. Yakın zamanda Türkiye’nin büyük illerinde düzenlenecek tanıtım toplantıları konusunda yardımcı olabilirsiniz, internetten ya da kitaplardan yapılması gereken araştırmalar konusunda yardımcı olabilirsiniz ya da tanıtım materyali hazırlama, arge çalışmaları gibi fikri alanlarda yardımcı olabilirsiniz.

Sizlerinde önerilerine her zaman açığız.

Saygılar
Dr. Mehmet Güllüoğlu
YYD Türkiye Genel Koordinatörü

7 Nisan 2009 Salı

Prensipler, Hedefler

Grubumuzun çalışma prensip ve hedeflerine dair genel çerçeveye katkı :
Selam olsun gönüllülere…

Arkadaşlar bu ve buna benzer hatırlatmaları zaman zaman sizlerle paylaşmak isterim. Genç YYD’nin kendi duruşunu belirlemesi, çizmesi, güncellemesi ve hatırlaması için devamlı bir yenilenme,kendine aynadan bakma, gönüllüleriyle istişare etme gereğinde olduğunu düşünüyorum.

Enerjimizi boşuna değil, organizeli ve büyük bir resmin parçası olduğumuzu bilerek, resmin ne olduğunu hatırlayarak harcamaya çalışıyoruz. Burada sizin ve YYD’nin profesyonel elemanları olarak bizlerin bir farkı bulunmamaktadır. Olmamalı ve olmayacaktır diye umuyorum. Sadece işbölümü yapılırken farklar olacak yoksa niyetimiz hep aynı kalacak, kalmalı.

Genç YYD büyüyor. Şu an mail grubumuzda 51 üye bulunuyor. İçeriği ve hedefleri itibariyle de daha yüzlerce özellikle de üniversite öğrencisi ya da yeni mezun arkadaşımızın aramıza katılması gayet normal olacaktır. Öncelikle bu hayır faaliyetlerinin böyle bir gönüllü grubuna ihtiyacı, sonra da hayatın “evden işe, işten eve” den ibaret olmadığını bilenlerin böyle bir oluşuma ihtiyacı var. Genç YYD bu noktada fiziksel emekten ziyade beyin emeği merkezli olacaktır.

Şu an itibariyle daha çok sağlık bölümlerinden arkadaşlar aramızda bulunsa da aslında çok daha farklı alanlarda da gönüllülere ihtiyacımız bulunmaktadır. Fakir de dahil olmak üzere, tıp eğitimi almış birinin sıfırdan başlayarak bir ülke hakkında bilgi toplaması daha uzun bir süre ve efor gerektirmekte. Çabamızdan vazgeçmemekle birlikte misalen uluslararası ilişkiler mezunlarından ya da öğrencilerinden bu konuda destek alabilirsek hedeflerimize daha hızlı varabiliriz diye düşünüyorum.Yine mütercimler,yabancı dil öğrencileri, grafikerler, bilgisayar mühendisleri, avukatlar ve ihtiyaç oldukça daha nice farklı mesleklerden ve örgütlerden Genç YYD gönüllülerine ihtiyacımız olacak.

Çalışmalarımızın daha verimli sürmesi için ve yaptıklarımızdan önce kendimizin haberdar olması amacıyla ;
aylık,mümkünse 15 günlük periyotla bir "Genç YYD bülteni" çıkarmalıyız diye düşünüyorum.
Tabi toplantılarımızı,istişarelerimizi de rutin seyrinde sürdürerek.

Yani yapacak işimiz çok..
Sizlerin de görüşlerinizi her zaman bekliyoruz..
Sizin sesinizi duymak bizi umutlandırıyor...
selam ve dua ile.
Dr Mehmet Güllüoğlu

Genç Yeryüzü Doktorları'na hoşgeldiniz..

Merhabalar,

Sayın Okuyucu,
Öncelikle http://groups.google.com.tr/group/gencyeryuzudoktorlari linkinden grubun sayfasına ulaşabilirsiniz.
Genç YYD, Proje yaptığımız veya yapmayı planladığımız yerler hakkında bilgi toplayıp, sentezleyip bunları diğer gönüllülere sunacak, YYD'nin tanıtım faaliyetlerinde görev alacak, Web hizmetlerinde yardım edecek, Ar-Ge çalışmalarında proje sunacak gönüllülerden oluşuyor.
Gönüllülük esas olduğu için, sizler ne kadar, ne şekilde katkıda bulunmak isterseniz o kadar ve o şekilde faaliyette bulunabilirsiniz. Yakın zamanda Türkiye’nin büyük illerinde düzenlenecek tanıtım toplantıları konusunda yardımcı olabilirsiniz, internetten ya da kitaplardan yapılması gereken araştırmalar konusunda yardımcı olabilirsiniz ya da tanıtım materyali hazırlama, arge çalışmaları gibi fikri alanlarda yardımcı olabilirsiniz.

Sizlerinde önerilerine her zaman açığız.

Saygılar
Dr. Mehmet Güllüoğlu
YYD Türkiye Genel Koordinatörü